nereid monument

xanthos

Xanthos

"Persler Xanthos ovasına Harpagos'un kumandasında girdiklerinde Xanthoslular'ı buldular karşılarında ve savaş başladı.Xanthoslular sayıca çok azdı, süper güç Persler karşısında, ama efsanevi bir cesaretle dövüştüler rakipleriyle. Pers ordusunun ardı arkası gelmiyordu, dövüştüler cesaretle dövüştüler, sonunda geri çekilmek zorunda kaldılar. Tüm çocuklarını, karılarını, esirlerini ve de hazinelerini topladılar surların arasına. Sonra da verdiler ateşe, taa ki hepsi ve herşey yok oluncaya kadar. İşte ondan sonra son atağa kalktılar Perslere karşı. Sesleri savaş çığlıklarına karıştı. En son savaşçı ölene dek" diye anlatır Halikarnaslı üstad Heredot binlerce sene öncesinden..

İlyada kral Sarpedon'a söz verir : "Çok uzaklardan geldim buralara, uzak Likya ülkesinden sizlere yardım etmek için, anaforlu Xanthos'tan; karımı, çocuklarımı, işimi ve ağzı salyalı fakir zavallı halkımın problemlerini bırakarak. Bir kez daha söylüyorum bana bakın, Likyalılar'ı savaşa süreceğim ve beni cephenin en ucunda göreceksiniz". Xanthos Yunanlılar'a karşı çağlar boyunca direnmiş ve savaşmış bir Likya devleti. Bu güzelim şehir M.Ö. 475-450 arasında tamamen yakıldı. Bugün bile külleri taşlar arasında görmek mümkün oluyor. 30 yıl sonra Likya Yunanlı Melasandros'a Atina'lı bölge valisine karşı birlik oldu ve koyduğu vergileri red ettiler.

Uzun bir süre Likya ve Xanthos Pers kontrolu altında kaldı. Büyük İskender'i cesaretlendirerek Persler üzerine salan Likyalılar onun ölümüne kadar rahat bir nefes aldı. Ama İskender'den sonra Romalı Antigonus'un eline düştüler. Mısır Firavunu Ptolemy I Xanthos'un Mısır'a ait olduğunu iddia etmesi ile yeni bir döneme girdi. Artık Mısır hakimiyeti vardı ülkede.

Xanthos tarihte teslim olmak yerine ilk topluca intihar eden krallık olarak yerini almıştır. Roma iç savaşı sırasında Xanthos gene yakıp yıkıldı Romalı Brütüs tarafından. Likyalılar direnince, Brütüs şehri zaptetti ve herkesi kılıçtan geçirdi.

Xanthos tarihinde 1838 önemli bir yer tutar. Likya'nın yok olduğu sadece kalıntıların durduğu bir dönemde, Osmanlı zamanında, bir İngiliz Arkeolog Charles Fellows Xanthos'u keşfeder. Londra'ya dönerek geniş bir tanıtım programı hazırlar, konferanslar verir. Gazetelerde yer alır. Ve sonunda İngiliz hükümetini yanına alır. Osmanlı padişahı Abdülmecit'ten Xanthos'tan bazı eserleri Londra'ya götürmek üzere izin alınacaktır. Daha bu eserlerin kıymetinin önemine varamamış bir devlet yönetiminin takınacağı tavır, dünya devi İngiliz devleti karşısında aczden başka bir şey değildir. Binlerce yıl kendine ait yerde ve adreste duran, ama padişah ve avanesince "taş" olarak nitelenen bu eserler için bir ferman düzenlenerek arkeologa izin verilir. İngiliz devleti hemen bir savaş gemisini Patara açıklarına yollar. Bu arada arkeolog da boş durmaz, yanına köylüleri alır ve gözüne kestirdiği eserleri yerlerinden koparır ve sandıklatır. Tam 70 ahşap sandık yapmıştır. Bu sandıklar Eşen çayına konulan sallarla denize kadar getirilir, gemiye kadar yüzdürülür ve gemiye alınır. Xanthos'un paha biçilmez eserlerinin esir ve sürgün hayatı başlamıştır artık. Ustalarının ellerinden çıkıp da yerlerini aldıkları günden sonra başlayan ilk ve son yolculuk Londra'da son bulur, British Museum'da. Gidenler arasında Nereid Monumenti ve Harpies Monument de vardır. Bugün Nereid Monumentinin temel taşları darmadağınık durmakta, üst yapı ve eserler artık yok yerinde. Harpies Monument üzerinde bulunan rölyefler yerine, alçıdan yapma taklitleri duruyor. Ne acı değil mi?


<< Giriş sayfası